GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü SAYGI SEVGİ VE RAHMETLE ANIYORUZ
Her sene olduğu gibi bu yılın da kederli ve kasvetli günü geldi. Bir koca çınar bundan 85 yıl önce dünyaya ve arkasındaki milyonlarca evladına gözlerini yumdu. Biz onun evlatları olarak kalbimizde onun fikirlerini yaşatmaya ve günbegün onu ölümsüzleştirmeye devam ediyoruz, edeceğiz...
Öncelikle genel bir bilgi olan "Atatürk'ün Sevdiği Yemekler" başlığı üzerinde çok durmayacağım. Sonuçta bu epey bilinen bir bilgi. Günümüzde pek çok kişi Mustafa Kemal Atatürk'ün; ıspanaklı börek, etli bamya, karnıyarık, fava (zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesi), irmik helvası, haşlanmış kuşkonmaz, pirinç pilavı, peynirli omlet, kuru fasulye ve son isteği olan ama ne yazık ki hayatı boyunca hiç yiyemediği enginar olduğunu bilir. Ben bugün biraz daha farklı şeylerden bahsetmek istiyorum. Mesela Atatürk'ün aşçılarından birisi olan Mengenli Halit Atay'ın anılarından bazılarına bakalım. Mutfakta toplamda 8 aşçı çalışıyordu, ayrıca yalnızca Gazi'ye yemek yapmıyorlardı. Zaten Gazi de genelde tek başına yemek yemeyi pek sevmezdi. Bu yüzden aşçılar kalabalık sofralara yemek hazırlamaya alışıklardı. Gazi’nin ara sıra mutfağa indiğini, çalışanlara güler yüzle hal hatır sorduğunu anlatıyor Halit Atay. Ayrıca Gazi'nin her sabah bir kahvaltı ritüeli olduğunu, soğuk yemek yemeyi sevmediğini ve sabahları beyaz peynirli, 2 yumurtadan yapılmış omlet yediğini söylüyor. Köşkün olmazsa olmazı kuru fasulyeden de bahsetmeden geçemiyor...
Öyle ki Gazi’nin ne zaman kuru fasulye isteyeceği belli olmadığı için sürekli pişirildiği ve hazırda bulundurulduğunu söylüyor.
Atatürk ve Kahve
Gazi çok fazla kahve içerdi hatta bulduğu her boş vaktinde desek daha doğru olur. Çevresindeki hemen hemen herkesle konuşurken onları kahve eşliğinde konuşmaya davet ederdi. Genel olarak sütlü kahveye çok düşkündü. Sadece sütlü kahve değil, kesme şekerle pişirilmiş mocha içtiği de bilinir. Hastalığının ilerlediği dönemde doktoru Prof. Dr. Fiessenger sigarayı azaltmasını ve kahveyi tamamen bırakması gerektiğini söylediğinde bunu ‘’hay hay’’ diyerek kabul eder ama son kahvesini doktorla birlikte içmek istediğini söyler. Biri şekersiz biri şekerli olmak üzere kahvelerini içerler. O sırada odaya genç bir kız girer. Gazi ise ona "Gel çocuk sana bir sır vereceğim, şu masanın üstündeki kahve fincanını görüyor musun? İşte o benim son kahvem, doktor kati surette kahveyi yasakladı." der. O genç kız dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen'dir ve bu fincan (dualı fincan) telvesiyle birlikte hala Cumhuriyet Müzesi'nde sergilenmektedir.
Sofra Adabı ve İçki Kültürü
Çok fazla yemek yemeyi sevmezdi. Bunun zararlı olduğunu söylerdi. Ayrıca sofra adabına da çok dikkat ederdi. Sofradaki her şeyin düzenli ve yerinde olmasını isterdi. Dahası sofradan asla tam bir şekilde doyup kalkmaz ve sarhoşluktan da nefret ederdi Gazi. Bu muhtemelen o dönemlerdeki baskın Fransız mutfak kültürü ve tüm dünyada yavaş yavaş benimsenmiş genel mutfak adabından geliyor. Gazi genelde birkaç şey atıştırır ve günü öyle bitirirdi. Özellikle işlerin yoğun olduğu dönemlerde, bir dilim kızarmış francala (kepeksiz, düşük randımanlı undan yapılan beyaz ekmek), fıstık, tuzlu leblebi, kavun bunların yanına içecek olarak ise ayran, bira, rakı gibi içecekler tüketirdi. Rakı olarak B.R tercih ederdi bu marka Cumhuriyet'in ilk yıllarıyla özdeşleşmiş efsanevi markalardandı. Favori birası ise P.S idi. Dopplebock tarzında yüksek alkollü, düşük acılığa sahip, gövdeli bir biradır. Hatta bir dönem bu birayı Atatürk Orman Çiftliği'nde üretime geçirtti. 1934'de çiftliğin içine kurulan bira fabrikasında bira sanayisini geliştirmek amacıyla özellikle Almanya ve Belçika'dan yabancı uzmanlar getirtildi. Ayrıca o dönemde köylüler ürününü işleme şansını da yakaladı. Bu yıllarda bira ihracatı her yerde zor olduğu için Gazi buna ileriye dönük bir yatırım gözüyle baktı.
Sevdiği Restoranlar ve Atatürk Orman Çiftliği
Gazi elbette sadece köşkte yemezdi. Farklı ustaların ellerinden bir şeyler tatmayı ve zaman zaman yediği klasik lezzetleri farklı ustalardan da denemeyi severdi Gazi'nin sevdiği başlıca restoranlar ise İskele, Pandeli, Pembe Köşk, Rejans’tı. Bu restoranlar arasında bir zamanlar adı "Rejans" olan ama şu an "1924" olarak bilinen restorana giderseniz köşelerde bir yerlerde "SONSUZA KADAR REZERVE" yazısını görebilirsiniz.
İşte koca bir ömrü bu ülkeye adayan ve bunun uğruna her şeyiyle savaşmış bir liderin sadece ülke yönetmek değil, sofra adabında, yemek kültüründe, kaliteli mahsül yetiştirmekte de bir o kadar bilgili olan bir lider olduğunu apaçık görebiliyoruz. Açtığı pek çok fabrika ve Atatürk Orman Çiftliğin'de yetiştirilen pek çok ürün; malt, bira, soda, gazoz, süt, yoğurt, şarap gibi son derece kaliteli ürünlerdi. Ayrıca bu sayede halk da ithal ve pahalı ürüne maruz kalmak zorunda değildi.
Bizlere bir kez daha Onuncu Yıl Nutku'ndaki sözlerini kanıtlamış oldu ‘’Az zamanda büyük işler yaptık.’’
Ulu Önderi yeniden sevgi, saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz ve ‘’Kurduğun bu cumhuriyet senin fikirlerinle ilelebet payidar kalacaktır.’’ diyoruz.
YAZAR
Tuğrul HASANOĞLU

Yorumlar
Yorum Gönder